OECD ve EUIPO 2025 Verileriyle Sahte Ürün Ticaretinin Boyutu

OECD ve EUIPO'nun 2025 raporuna göre küresel sahte ürün ticareti 467 milyar dolar. Rakamlar, eğilimler ve üreticiler için anlamı.

Sahte ürün ticaretinin boyutunu ölçmek zordur, çünkü doğası gereği kayıt dışıdır. Bu alanda en çok başvurulan kaynak, OECD ile Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi'nin (EUIPO) ortak çalışmalarıdır. İki kurum 2025'te bu serinin dördüncü raporu olan "Mapping Global Trade in Fakes 2025" çalışmasını yayımladı. Bu yazıda raporun öne çıkan bulgularını ve üreticiler için ne anlama geldiğini özetliyoruz.

Rapor neyi, nasıl ölçüyor

Rapor, erişilebilen en güncel küresel gümrük el koyma verilerine, yani 2021 yılına dayanıyor. Yöntem ilk olarak 2008'de OECD tarafından geliştirildi ve sonraki yıllarda iki kurum tarafından iyileştirildi. BM Comtrade dış ticaret istatistikleri; Avrupa Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürlüğü, Dünya Gümrük Örgütü ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi'nden gelen el koyma verileriyle birleştiriliyor. Buradan her ülkenin sahte ürün ihraç etme eğilimi ve her ürün grubunun sahteciliğe açıklığı istatistiksel olarak tahmin ediliyor; sonuçlar gümrük yetkilileriyle yapılan görüşmelerle destekleniyor.

Bu yöntemin doğal bir sonucu olarak tahmin, uluslararası ticarete konu olan sahte ürünleri kapsıyor. Dolayısıyla rakamlar sahtecilik sorununun bütününü değil, sınır ötesi ticaretteki boyutunu gösteriyor.

El koyma verisine dayanmanın bir başka sonucu da rakamların uygulayıcı kurumların öncelik ve kaynaklarından etkilenmesi. Rapor, fikri mülkiyet ihlali içeren ürünlerin gümrük ve diğer uygulayıcı kurumlarda görece düşük öncelik taşıdığını, bu kurumların çok sayıda rakip öncelik karşısında çoğu zaman yeterli kaynaktan yoksun kaldığını not ediyor. Bu nedenle el konulan her ürünün arkasında, yakalanmadan piyasaya ulaşan önemli bir hacim olduğunu varsaymak gerçekçi bir yaklaşım.

Temel bulgular

  • 2021'de küresel sahte ürün ticaretinin değeri yaklaşık 467 milyar ABD doları; bu, dünya ithalatının yüzde 2,3'ü.
  • 2019 için yapılan tahmin 464 milyar dolar ve yüzde 2,5 idi. Mutlak değer hafifçe artarken toplam ticaret içindeki pay biraz geriledi.
  • AB'ye yönelik sahte ürün ithalatı 117 milyar dolar (EUIPO'nun hesabıyla 99 milyar avro) ile AB'nin dünyanın geri kalanından yaptığı ithalatın yüzde 4,7'sine karşılık geliyor.
  • Sahtecilik 96 ürün kategorisinin yaklaşık 50'sinde görülüyor. Giyim, ayakkabı, deri ürünler ve elektronik en çok hedef alınan gruplar; el konulan ürünlerin değeri içinde en yüksek payı saatler ve ayakkabılar alıyor.

Oran düştü, risk azalmadı

Payın yüzde 2,5'ten yüzde 2,3'e gerilemesi sorunun küçüldüğü anlamına gelmiyor. Rapor, pandemi sonrasında ticaretteki büyümenin önemli kısmının hammaddelerden kaynaklandığını, sahteciliğin yoğunlaştığı mamul ürünlerde aynı artışın yaşanmadığını belirtiyor. Kısacası pay, paydanın büyümesi nedeniyle azaldı; sahte ticaretin mutlak değeri ise arttı.

Sahte ürün nereden ve nasıl geliyor

Menşe ülkeler ve Türkiye

Çin ve Hong Kong sahte ürünlerin başlıca menşe ekonomileri olmayı sürdürüyor; onları Türkiye izliyor. Raporda Türkiye'ye ilişkin iki ayrıntı dikkat çekiyor. Birincisi, Türkiye'nin el konulan sahte ürünlerin toplam değeri içindeki payı 2021'de 2020'ye göre geriledi; aynı dönemde Çin ve Hong Kong'un payı arttı. İkincisi, rapor Türkiye'nin menşe ülkeler arasındaki yerini kısmen stratejik coğrafi konumuna ve modern lojistik altyapısına bağlıyor; bu özellikler ülkeyi transit sahte ürün hareketleri için de elverişli kılıyor. Giyimde ise menşe ülkelerin dünyaya yayıldığı; Bangladeş, Lübnan, Suriye ve Türkiye'nin önemli kaynaklar olma olasılığının yüksek görüldüğü belirtiliyor.

Küçük paketlerin yükselişi

Raporun belki de en önemli operasyonel bulgusu gönderi biçimindeki değişim:

  • 2020-21 döneminde gümrük el koymalarının yaklaşık yüzde 60'ı posta gönderilerinde gerçekleşti; ekspres kargo yüzde 17, hava kargo yüzde 13 ile izledi.
  • Posta gönderileri el konulan değerin ise yalnızca yüzde 18'ini oluşturuyor. Deniz yolu, el koyma sayısının sadece yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen değerde aynı payı alıyor.
  • 10'dan az ürün içeren gönderilerin el koymalar içindeki payı 2017-19'daki yüzde 61'den 2020-21'de yüzde 79'a çıktı.

Rapor, düşük değerli ticaret olarak sınıflandırılan küçük paketlerin sıkı incelemeden kaçtığını, içerik tanımlarının çoğu zaman belirsiz olduğunu ve bu formatın pandemiden sonra pazaryeri alışverişleriyle birlikte yaygınlaştığını vurguluyor.

Yerelleşme ve serbest bölgeler

Sahteciler üretimi hedef pazarlara yaklaştırıyor. Parçaların veya ambalajların ayrı ayrı ithal edilip varış pazarında ya da yakınında birleştirilmesi gibi yerelleştirme taktikleri tespiti zorlaştırıyor. Rapor, denetimin görece sınırlı olduğu serbest bölgelerin bu eğilimde önemli rol oynadığını ve Tuna Nehri gibi uluslararası su yollarının da kullanıldığını belirtiyor.

Tehlikeli sahteler

Sahte ürünler hiçbir güvenlik testinden geçmediği için sağlık, güvenlik ve çevre riskleri taşıyor; bir sorun çıktığında hesap verebilecek sorumlu bir şirket de bulunmuyor. Rapor ilaç, kozmetik, gıda ve oyuncağı özellikle riskli kategoriler olarak sayıyor. AB'ye yönelik sahte ithalatta otomotiv yedek parçaları ve ilaçlar gibi tehlikeli ürünlerin varlığını da endişe verici buluyor.

Üreticiler için ne anlama geliyor

Rakamların şirket düzeyindeki karşılığını anlamak için EUIPO'nun 2024'te yayımladığı sektör çalışması yol gösterici. 2018-2021 verilerine dayanan çalışmaya göre sahtecilik nedeniyle AB'de giyim sektörü yılda ortalama yaklaşık 12 milyar avro (satışların yüzde 5,2'si), kozmetik sektörü 3 milyar avro (yüzde 4,8), oyuncak sektörü ise 1 milyar avro (yüzde 8,7) satış kaybediyor. EUIPO bu üç sektördeki toplam kaybı yıllık 16 milyar avro ve yaklaşık 200 bin istihdam olarak özetliyor. Yalnızca kozmetik sektöründeki istihdam kaybı yaklaşık 32 bin kişi olarak hesaplanıyor. En büyük satış kayıpları ise Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Avusturya'da, toplamda yaklaşık 8 milyar avro düzeyinde gerçekleşiyor. Bu tahminler, beklenen satışlarla gerçekleşen satışlar arasındaki farkın; tüketici anketleri, sınırda el konulan ürünler ve ilgili suç kayıtları gibi sahtecilik göstergeleriyle açıklandığı ekonometrik modellere dayanıyor.

Bu tablodan üreticiler için çıkan başlıca sonuçlar şunlar:

  1. Gümrük tek başına yetmez. Sahte ürünler çok sayıda küçük gönderiyle hareket ettiğinde sınırda yakalanma olasılığı düşer. Markanın kendi pazarlarında ve kanallarında görünürlük kurması gerekir.
  2. Mücadele çevrimiçi başlar. Küçük paket trafiğini besleyen pazaryeri ve sosyal medya ilanlarının izlenmesi ve kaldırılması, sorunu kaynağa daha yakın bir noktada ele almayı sağlar.
  3. Ambalaj da hedef. Yerelleştirme taktiklerinde ambalajın ayrı taşınması, ambalajın kendisinin doğrulanabilir olmasını önemli kılıyor.
  4. Riskli kategorilerde doğrulama sahaya inmeli. İlaç, kozmetik, gıda, oyuncak ve yedek parça gibi gruplarda bayinin ve son kullanıcının ürünü doğrulayabilmesi bir güvenlik meselesi.
  5. İşbirliği gerekiyor. Rapor, uygulayıcı kurumlar, hak sahipleri ve posta ile nakliye hizmetleri dahil aracılar arasında daha iyi koordinasyon ve bilgi paylaşımı çağrısında bulunuyor. Belgelenmiş ve düzenli tutulan tespit kayıtları bu işbirliğinin temelini oluşturur.

Spectrace bu ihtiyaçlara karşılık gelen araçlar geliştiriyor. Grafex, mevcut ambalaj tasarımına gömülen ve mevcut hatta basılan görünmez ve kopyası doğrulamayı geçemeyen bir imzayla ambalajı doğrulanabilir kılıyor. Tagvex, parti veya birim düzeyinde tekil numaralandırma ve el değiştirme kayıtlarıyla kopyalanan kodları tekrarlanan ya da beklenmedik okuma olarak görünür hale getiriyor. Authex ise pazaryerleri, sosyal medya, reklamlar, alan adları ve uygulama mağazalarındaki ihlalleri belgeleyip kaldırma süreçlerini sonuçlanana kadar takip ediyor; kaldırılan içeriğin yeniden yayına girip girmediğini de izliyor. Doğrulama akıllı telefondaki mobil uygulamayla yapılıyor.

Sonuç

OECD ve EUIPO'nun 2025 raporu, sahte ürün ticaretinin küresel ticaretteki payı hafifçe gerilese de mutlak değerinin büyüdüğünü, dağıtımın küçük paketlere ve çevrimiçi kanallara kaydığını ve tehlikeli ürünlerin önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Türkiye'nin menşe ve transit istatistiklerinde öne çıkması, Türk üreticiler için hem kendi markalarını koruma hem de ihracat pazarlarında güven inşa etme açısından konuyu daha da önemli kılıyor.

Kaynaklar

sahte ürünoecdeuipomarka korumagümrük

Görüşme talebi

Ürününüz için doğru çözüm, ihtiyaç analiziyle belirlenir.

İlk görüşmede ürün, satış kanalları ve karşılaşılan riskler değerlendirilir; bu değerlendirmeye uygun doğrulama yöntemi önerilir.

Görüşme talep edin